ELÇİLERİN İSTEĞİ: ALLAH'A İMAN VE İTAAT

Önde gelenlerin Resule karşı tepki vermelerinin nedenini, elçilerin ortak mesajına bakınca anlayabiliriz. Kuran'da bahsi geçen tüm elçiler gönderildikleri kavimlerden temel olarak iki şey istemişlerdir: Allah'a şirk koşmadan iman etmeleri, O'ndan korkup-sakınmaları ve kendisine itaat etmeleri..

Ardı ardına pek çok elçinin haberlerinin verildiği Şuara Suresi'nde bu değişmeyen mesajı rahatlıkla görebiliriz. Ayetlerde şöyle buyrulmaktadır:

Nuh kavmi de gönderilen (peygamber)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Nuh: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 105-109)

... Ad (kavmi) de gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Hud: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 123- 127)

... Semud (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Salih: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 141 -145)

... Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Lut: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir.' (Şuara Suresi, 160-164)

... Eyke halkı da, gönderilen (peygamber)leri yalanladı. Hani onlara Şuayb: 'Sakınmaz mısınız?' demişti. 'Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Artık Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir'. (Şuara Suresi, 176-180)


Kuran'da anlatılan diğer tüm Resullerin mesajı da yine aynıdır. Allah ayetlerinde Hz. İsa ve Hz. Harun'un kavimlerine şöyle söylediklerini bildirmektedir:

İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Şüphesiz Allah, O, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; şu halde O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur'. (Zuhruf Suresi, 63-64)

Andolsun, Harun bundan önce onlara: 'Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin' demişti. (Taha Suresi, 90)

Kuran'da, Hz. Muhammed (sav)'e itaat edilmesinin emredildiği ayetlerden birinde şöyle buyrulmaktadır:
De ki: 'Allah'a itaat edin, Resul'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz.

Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir'. (Nur Suresi, 54)

Ayetlerde görüldüğü gibi tüm elçiler gönderildikleri kavimleri Allah'a iman etmeye ve O'na kul olmaya davet ederler. Onları ahiret ile uyarır, dünyanın geçici olduğunu, yaptıklarının karşılığını ahirette göreceklerini bildirirler. Ve tüm bunların yanında bir de gönderilmiş bulundukları kavmin kendilerine itaat etmesini isterler. Çünkü bu Allah'ın emridir ve Kuran'daki; "... eğer Ona (Resule) itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz..." (Nur Suresi, 54) hükmü gereği, kavmi doğruya ulaştırabilecek olan yalnızca, Allah'ın dinini yaşamaya çağıran Resuldür.

İşte kavmin önde gelen inkarcıları elçinin bu özelliğini kabullenemezler. Çünkü önde gelenler, ellerindeki maddi güç sayesinde tüm kavmi kendilerine bağlı kılmışlardır. Oysa elçi, kavmine, Allah'tan başka ilah ve "Rab" (eğitici, yol gösterici, hüküm koyucu) olmadığını ve Allah'ın kendisine itaat edilmesini emrettikleri dışında, hiç kimsenin itaate layık olmadığını bildirmektedir. Bu gerçeğin -ki bu şirk koşmadan Allah'a iman etmek demektir- kavim tarafından kabul görmesi, kavmin önde gelenlerinin sahip oldukları güç ve iktidarı ortadan kaldıracaktır. İşte bu nedenle önde gelenler Resulün mesajına en büyük düşmanlığı gösterenlerdir.

Önde gelenlerin elçiye tepki duymalarının bir başka nedeni ise, kendi basit kıstaslarına göre "seçkin" saymadıkları bu insanın liderliğini çekemeyişleridir.